VELAYET NEYE GÖRE BELİRLENİR?

VELAYET NEYE GÖRE BELİRLENİR?

05.06.2026

Günümüzde artan boşanma oranları, beraberinde pek çok hukuki sorunu da gündeme getirmektedir. Bu soruların başında ise boşanma halinde çocuğun velayetinin kime verileceği gelmektedir. Anlaşmalı boşanmalarda taraflar velayet konusunda uzlaşabilmekteyken, çekişmeli boşanmalarda velayetin kimde kalacağına mahkeme karar vermektedir. Peki, mahkeme bu kararı neye göre verir?

Velayet, Türk Medeni Kanunu’nun 335 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Velayet; reşit olmayan çocuğun bakımı, eğitimi, korunması ve temsiline ilişkin hak ve yükümlülüklerin tamamını kapsayan hukuki bir yetkidir.

Velayet konusunda tek ve mutlak bir ölçüt bulunmamakta, ancak tüm değerlendirmelerin merkezinde “çocuğun üstün yararı” ilkesi yer almaktadır. Mahkeme, “anne mi baba mı?” sorusundan ziyade, çocuk açısından hangi ebeveynin daha elverişli koşullar sunduğunu esas alır.

TMK madde 182/1’de “Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.” denmektedir.

Hakim, boşanmanın fer’i bir sonucu olarak TMK madde 182/1 kapsamında velayeti düzenlemektedir. Karar verilirken; çocuğun yaşı, ebeveynlerin bakım ve gözetim kapasitesi, maddi imkânlar, çocuğun psikolojik ve duygusal gelişimi, sosyal çevre ve yaşam koşulları gibi pek çok unsur birlikte değerlendirilir.

Peki en temel kriter olan çocuğun üstün yararı ne anlama gelmektedir?

Çocuğun üstün yararı, hem ulusal mevzuatta hem de tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde kabul edilen temel bir ilkedir. Bu ilke, çocuğa ilişkin her türlü karar ve işlemde fiziksel, zihinsel, sosyal ,duygusal gelişimin öncelikli olarak gözetilmesini amaçlar.

Hakim, çocuğun üstün yararını belirlerken; çocuğun yaşı, cinsiyeti, eğitimi, sağlık durumu, kişiliği, aile ortamı, görüşleri ve özel ihtiyaçlarını dikkate alarak somut olaya özgü bir değerlendirme yapar. Zira her çocuğun durumu kendine özgüdür ve her velayet uyuşmazlığı ayrı değerlendirilmelidir.

Uygulamada en çok merak edilen sorulardan biri, boşanma davasında kusurlu olan tarafın velayeti alıp alamayacağıdır. Tarafların kusur durumu, velayet belirlenirken dikkate alınabilmekle birlikte tek başına belirleyici değildir. Asıl önemli olan, kusurun çocuğun bakım ve gelişimini olumsuz yönde etkileyip etkilemediğidir.

Her ne kadar uygulamada velayetin çoğunlukla anneye verildiği görülse de, çocuğun üstün yararının gerektirdiği hâllerde velayet anneye bırakılmayabilir. Özellikle; annenin çocuğa karşı ilgisiz veya ihmalkâr davranması, velayet hakkını kötüye kullanması, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı bulunması, psikolojik ya da fiziksel sağlığının velayete engel teşkil etmesi, cezaevinde bulunması, yeni aile düzeninin çocuğu olumsuz etkilemesi veya çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya elverişli maddi imkânlara sahip olmaması gibi durumlarda velayet babaya verilebilmektedir.

Sonuç olarak, velayet belirlenirken esas alınan temel ölçüt anne ya da babanın taleplerinden ziyade çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme, her somut olayın kendi koşullarını dikkate alarak çocuğun fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişimini en iyi şekilde sağlayacak ebeveyni tespit etmeyi amaçlar. Bu nedenle velayet konusunda genel ve değişmez kurallar bulunmamakta, her olay çocuğun menfaati doğrultusunda ayrı ayrı değerlendirilmektedir.